İngilizcede Zamanlar

0
93

Bir dili öğrenmeye başlamadan önce eğer araştırma yapmaya fırsatımız olursa; birçoğumuzun yaptığı şey “Acaba bu dil zor mu?” sorusuna cevap aramaktır. Daha sonra bu soruyu “Acaba fiil çekimleri ve dil bilgisi açısından zamanlar nasıl?” gibi bir soru takip eder. Hadi gelin sizinle birlikte İngilizcede Zamanlar hakkında biraz konuşalım, bu esnada siz de yukarıdaki sorulara aradığınız cevabı yazımızı okuyarak bulabilirsiniz.

Yazımıza başlamadan önce size Meet2Talk internet sitemizden kısaca bahsetmek istiyoruz. Meet2Talk, ana dili İngilizce olan eğitmenlerle birlikte konuşma fırsatı bulabileceğiniz bir ortamdır. Özellikle de bu eylemi evinizden dışarı çıkmadan internet bağlantısı olan bir bilgisayar aracılığıyla kolayca yapabilirsiniz. Ancak bu eylemi dışarıda bir kafe ortamında çayınızı ya da kahvenizi yudumlarken yapmak isterseniz o zaman sizi Meet2Talk’un şubelerinde sunulan kafe ortamlarına bekleriz. Meet2Talk’un; Kadıköy, Beşiktaş, Mecidiyeköy ve Muratpaşa/Antalya’da şubeleri bulunmaktadır. Bu şubelerle ilgili bilgiye bu bağlantıya tıklayarak da ulaşabilirsiniz.

Öncelikle yukarıda bahsettiğimiz şu kısa soruya kısa ve öz bir cevap verelim. “Acaba bu dil zor mu?” sorusuna. Zorluk ve kolaylık kavramı göreceli bir kavramdır. Yani insandan insana neyin zor olduğu veya neyin kolay olduğu değişebilir. Kimine göre zor olan, kimine göre kolay olabilir. Ancak şöyle genel bir bakış ile yani aşağıdaki maddeler ile İngilizce diline bakarsak;

  • Kullanılan alfabenin bizim kullandığımız alfabe ile neredeyse aynı olması,
  • Kelimelerin söyleyişlerinin (telaffuzlarının); vurgu, uzatma ve bizim dilimize göre söyleyişi zor olan ifadeleri çok fazla içermemesi,
  • Fiil çekimlerinin birçok dile nazaran daha basit yapıda olması ve fiil çekimlerinin yardımcı fiiller sayesinde, genelde kurallı bir şekilde yapılması,
  • İlkokuldan beri İngilizce eğitimi alıyor olmamızdan dolayı pek de yabancı olmadığımız bir dil olması,
  • Dünyanın en yaygın konuşulan dili olduğundan öğrenmek isteyenin binlerce hatta belki de milyonlarca kaynak bulabilmesi,

bunlar gibi maddeler de bize gösterecektir ki İngilizce öğrenmek birçok dili öğrenmekten daha kolaydır.

Şimdi size İngilizcedeki Zamanlardan biraz bahsedelim. Bir olayı anlatırken ya da bir şeyden bahsederken şu dört temel zaman üstünde cümlelerimizi kurarız; Geçmiş Zaman (Past Time), Şimdiki Zaman (Present Continuous Tense), Geniş Zaman (Present Time) ve Gelecek Zaman (Future Time). Ancak İngilizcede “Şimdiki Zaman” kavramı “Geniş Zaman” içinde ele alınmaktadır. Yani aslında İngilizcede bizim Türkçe düşündüğümüzden biraz farklı olarak 3 temel zaman üstüne dil bilgisi kuruludur diyebiliriz. Bunlar; Geçmiş Zaman (Past Tense/ Past Time), Geniş Zaman (Şimdiki Zaman olarak da ifade edilebilir, ancak Geniş Zaman demek daha doğru olacaktır.) (Present Tense/ Present Time), Gelecek Zaman (Future Tense/ Future Time). Yani bu ifade ettiklerimizi aşağıdaki gibi tabloda gösterecek olursak cümlelerin bu üç temel zaman üzerine kurulduğunu göreceğiz.

İngilizcede ZamanlarÖrnek CümleÖrnek Cümle (Türkçesi)
Past Tense (Geçmiş Zaman)Simple Past TenseHe worked.O, çalıştı.
Past Continuous TenseHe was working.O, çalışıyordu.
Past Perfect TenseHe had worked.O, çalışmıştı. (O, çalıştı.) (Bu cümle yapısını; geçmişte belli bir andan ya da olaydan önce olan bir olayı anlatmak için kullanırız.)
Past Perfect Continuous TenseHe had been working.O, çalışmakta idi.
Present Tense (Geniş Zaman, ancak çeviri yapılırken Şimdiki Zaman olarak da çevrilebilir.)Simple Present TenseHe works.O, çalışır.
Present Continuous TenseHe is working.O, çalışıyor.
Present Perfect TenseHe has worked.O, çalıştı. (Çoğunlukla, geçmişte tamamlanmış deneyimler/eylemler veya geçmişte bir noktada başlamış ve günümüzde de devam eden eylem ve durumlar için kullanılır.)
Present Perfect Continuous TenseHe has been working for four hours.O, dört saattir çalışıyor.
Future Tense (Gelecek Zaman)Simple Future TenseHe will work.O, çalışacak.
Future Continuous TenseHe will be working.O, çalışıyor olacak.
Future Perfect TenseHe will have worked.O, çalışmış olacak.
Future Perfect Continuous TenseHe will have been working.O, çalışmakta olacak.

İngilizcede zamanları yukarıdaki gibi özetledikten sonra şimdi bu zamanlar hakkında biraz konuşalım.

Simple Past Tense

Bu zaman, geçmişte olmuş bir olayı ya da yapılmış bir eylemi anlatmak için kullanılır. Türkçedeki geçmiş zaman ile bu zamanın kullanılışı aynıdır. Ancak Türkçede geçmiş zaman cümle yapısı kullanarak ifade ettiğimiz her şey Simple Past Tense ile ifade edilemez. Bazı durumlarda; Past Continuous Tense, Past Perfect Tense ya da Present Perfect Tense gibi zamanlar kullanmamız gerekir.

Örneğin; “Arabasının anahtarlarını kaybetti ve onları arıyor.” Bu olay geçmişte yaşanmış bir olaydır. Ancak etkisi hâlâ sürmektedir. O nedenle bu olayı Present Perfect Tense ile anlatırız. Yani “He has lost the keys of his car and he is looking for them.”

Simple Present Tense

Bu zaman, Türkçede “Geniş Zaman” olarak ifade ettiğimiz zamandır aslında. “O çalışır, o gider, o gelir, o elmayı sever” gibi geniş zamanlı cümleleri bu zaman yapısı ile kurarız. Ayrıca; “Su 100 derecede kaynar, güneş doğudan doğar” gibi doğa kanunu ya da geniş zamanlı bilimsel olayları bu cümle yapısıyla yani geniş zamanla ifade ederiz.

Örnek olarak bu bahsettiğimiz cümleleri İngilizce yazalım;

“He works, he goes, he comes, he likes apples”

“O çalışır, o gider, o gelir, o elmayı sever”

“Water boils at 100 degrees, the sun rises in the east”

 “Su 100 derecede kaynar, güneş doğudan doğar”

Simple Future Tense

Bu zaman, Türkçede “Gelecek Zaman” olarak ifade ettiğimiz zamandır. “Oraya geleceğim, marketten elma alacağım, odayı temizleyeceğim” gibi cümleleri bu zamanla kurarız. Ancak İngilizcede gelecek zamanla ilgili bir cümle kurmak için bir de “am, is, are going to” yapısı vardır. Bu “going to” yapısı da dilimize “-ecek, -acak” ekleriyle yani gelecek zaman olarak çevrilir. Ancak bu yapının “will” yapısından farkı şudur. “Will” yapısını planlı olmayan ya da aniden gelişen gelecek zaman olarak ifade edebiliriz. “Going to” yapısı ise planlı gelecek zamandır. Örneğin;

Arabamın tekeri patladı, birazdan lastiği değiştireceğim.

My car has a flat tire, I will change the tire soon.

Arabamın tekerinin patlaması ve lastiği değiştirmem planladığım bir şey değildi. O nedenle “lastiği değiştireceğim” cümlesini “will” yardımcı fiili ile kurmam gerekir. Yani yukarıdaki gibi.

“Going to” yapısına da bir örnek verecek olursak;

Sınavıma 2 hafta kaldı. Sınavdan iyi not alabilmek için çalışacağım.

I have 2 weeks left for my exam. I’m going to study to get good grades in the exam.

Sınavımın olacağı planlı bir şey, o nedenle çalışmam da planlı bir faaliyet olarak ifade edilebilir. Yani yukarıdaki gibi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here